8 Nisan 2012 Pazar

Yalancı Bahar

Şiir: "İçeride" Ahmet Arif    
Müzik: "Dağlarına bahar gelmiş memleketimin" Rahmi Saltuk
Sözüm baharın ilkini yaşayamamışlara değil,
Yaşamışcasına kendini elmadan sayanlara...

Mükellef bir bahar yaşanmalı
“İkincisi ne zaman?” deme gafletinin öncesinde.

Sahi;
hiç gerçek baharı gören var mı?,
yoksa görülenlere bahar mı denilir,
ömrün geri kalanını da avutmanın ninnisinde.

Bir çocuk büyütülebilir mi örneğin,
soy sop taşımanın kaygısızlığında?
Bir kedi yavrusu beslemenin farklıcalığından çok,
yavrunun sevilgenliği mi çöker omuzlara?

Kavak ağacının damarlarından yukarılara
yüksek tansiyonla hiç tırmanılır mı?
Çelik gibi, kısrak gibi, yeşillenmiş filizi
doyurursacına tıka basa.

Damızlık bir boğa gibi kızışmaktan göz döner mi hiç?
Çoşkuyla çağlayıp
durduralamayan gücün
öne çıkan ne var ne yoku
sürüklediği koyakta.

Anlatılanlardan daha çok anlatılacak olduğu
hiç düşünülür mü?
Hani elden gelse,
konuşulacakları bir cümlede toplamak,
sonu olmadığından
noktaya dahi yer bulamamanın burukluğuyla
konserve kutusuna savurtulan
tekmenin tıngırtısında.

Her geçen gün düne göre iki misli sevilebilir mi?
toprak su, çiçek böcek demeden. 

Kabarmış toprak avuç içinde ufalanırken
“Sapıklık belirtisi mi acaba?” diye
kuşku duyulur mu un ufaklarda?

Yoksa saksıda açan bir tomurcuk
günlük yaşama da renk verebilir mi?
söylenen şarkılar eşliğinde,
üzerinden kayıp giden buğularda.

Yoldan geçen kızların ardından
savurtulan o çapkın ıslık,
bir köknarın gövdesi için de
aynı şevkle çalınabilir mi ormanlarda?

Kan bağı olmayana
karşılıksız “A” yazması öğretilebilir mi?
belki de bir gün
onun yazacaklarının
okuyucusu olabilme umudunda.

Uzanıp tarlanın ortasına sırt üstü,
gökte sevişen bulutların üzerinde
hayaller kurulabilir mi?
“Ceptekilerle akıldakiler yer değiştirse,
N’olur ki?” nin eşiğinde.

İsteyene,
mangal yüreklerdeki Nevroz’dan
bir meşale yakıp verilebilir mi?
“Akıp giden hayat kararmasın”ın
tedirginliğinde.

Bahar dumanlı bir bataklık
isteyeni derinliklerine çektiği,
son sela okunduğunda
aslında onun da sonunun geldiğinin mateminde.

Yalnızca birincinin hayali kurulur hep
ikincilerin medetinde.

Adına bilmem kaçıncı bahar denirse de,
düşülmüştür
artık bir kere
  o kraterin ergimişliğine.
Geri dönüş de kalmamıştır
ne yaza ne zemheriye
sessizlikteki serzenişlerde.

Yalnızca çırılçıplak bahar olunur artık.
Baharsa zaten hayat,
Sıksalar adamı
sanki içinden buram buram yaşam fışkırır
damlaların deminde.

Yaşama yapışılmışsa eğer elle, kolla, yürekle;
ikincisi geldiğinde,
çoktan kurumuş bir reçine olarak bulunur
ormanın içindeki ağaçlardan birinin
kavlamış kabuğunun üzerinde.

Hala yaşanılamamışsa birinci bahar,
zaten ikincisi olmaz ki bunun.
Aslında çoktan ölünmüştür
nefes alıp vermelerin
yalancı görselliğinde.

ahb

10.11.2003
“kırk, ikincisiyse;
ellide üçüncüsü mü gelecek?”
Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı –Mavi

not: Diğer yazılarıma, yandaki GÜNCELERİN TÜMÜ bölümünden yıllık/aylık/tek tek ulaşıp okuyabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme