7 Haziran 2012 Perşembe

Baharı geminden tutmak

75 yılının, şarkıdaki gibi bir bahar akşam üzeriydi,
Mahallenin duvar üstü muhabbetleriyle başlayıp süregelen,
onca borana yürek gücüyle, 
lumbozlara asılı küreklerle direndiğimiz birliktelik.
Belki de bu nedenledir, hala "bizim şarkımız" oluşu.
 
Cep telefonları yoktu ama, birbirimizi hiç kaybetmemiştik bunca yıl.
"Internet" üzerinden olmasa da beyaz sayfalara 
çok yazıyorduk, çok okuyorduk.
"Kısa Mesaj" olmadan birbirimizin nabzını tutabiliyorduk, 
hem de sırttan yenecek bir kurşuna hedef olmak 
o kadar sıradanlaşmışken.
Kolay yorulmuyor, hemen pes etmiyorduk,
arabalarımız yoktu, bu nedenle hep yürüyorduk;
kimi zaman bir sinemaya giderken, 
kimi zaman haksızlıkları protesto ederken,
kimi zaman da okuldan dönerken.
Cebimizde metelik, üzerimizde "Marka" giysilerimiz yoktu;
onun yerine koltukaltına sıkıştırılmış, 
sabahtan alınıp okunmaktan başı dönmüş gazetelerimiz vardı.

Kısaca 80 öncesi; 
öyle öne sürüldüğü gibi kararmış bulutlar içine mahkum edilmemiş,
onur mücadelesi çıkarlar uğruna bunca kaypaklaşmamış,
kalemler pazarlıklarla satılmamış, 
bilim haybeden ayaklar altına alınmamış,
el kaldır el indircilerin sayısı bu kadar artmamış...
İnsan ve Yaşam bu kadar ucuzlamamıştı.

Bizse, 
"daha önceleri neredeydiniz" diyebilecek kadar bu yaşama sargındık.

İşte böylesi bahar kokan yılların üzerinden geçen 
bu kısa yaşam parçasında;
bana umudu hep bilememe destek olan, 
bu günkü yaşamımı anlamlı kılan,
mecburiyeti olmadan çoğunlukla bana katlanan,
zoru kolaylaştıran,
birlikte ağlamaktan birlikte gülmekten gocunmayan

yol arkadaşıma... nice sağlıklı seneler dileğiyle...

ahb  

Haziran’da öylesine bir gündü,
Ama önemi, Haziran olması değildi.

O gün gözlerinin tuzağına düşen aklım,
Bir tutup bir bırakan yüreğimin girdabından
Kendini bir türlü kurtaramadı.
Üzerine oturduğun mahallenin duvarı,
Gülen gözlerin,
‘Neden olmasın ?’,
Ve Haziran …

Doğumum,
Sana aşık oluşum,
Aynı yastığa baş koyuşum …

Hep sıcacık bir Haziran’ dı,
Bekar evinin dağınıklığındaki yıllarda.

Ama önemi, Haziran olması değildi.

Ne ‘O’ ben ‘Bu’ benim,
Ne de ‘O’ gün ‘Bu’ gün.

Ama ‘O’ yürek hala ‘O’ yürek,
Hergünse Haziran.

O zamanlarda bile sıvası dökülmüştü,
Şimdilerde olmayan
Gençkızlığının üzerinde oturduğu duvarın.

Ama gözlerin hangi yıl olursa olsun,
Duvara asılı takvimdeki Haziran gibi
Hep var oldu,

Aydınlanmış karanlıkta …

Dedim ya;
Önemi, Haziran olması değildi.

ahb
25.4.2001
“gözünü aç kapa yirmi yıl…”
“Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı – Sarı”


not: Diğer yazılarıma, yandaki GÜNCELERİN TÜMÜ bölümünden yıllık/aylık/tek tek ulaşıp okuyabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme