Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, Beş değil, Yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim, Gocuklu celep kaldırınca sopasını Sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, Hani şu derya içre olup Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm Senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak Kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama — Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
1947
- Nazım Hikmet Ran
not: Diğer yazılarıma, yandaki GÜNCELERİN TÜMÜ bölümünden yıllık/aylık/tek tek ulaşıp okuyabilirsiniz.
Gözleri bir ara yummak, Bir dünyadan diğerine uyanacakmış gibi.
Karşılarda, Maviş maviş otlayan şans sürüsünün ortasına Pervasızca dalıvermek gözün karasıyla, “Hangisi?” diyene kadar Yetişemeyen zamanın kıtlığında, “Baht”tan kuru bir “Ah” kalacaktır o da kapkara. “Çizilenlerin arasında kaynar gider nasılsa” Aptallığına sığınılmış bir iki karalamacayla Bir anda ortak oluvermek fütursuzca, Diz kırılıp oturulmuş bir yer sofrasında, Olsa olsa etsiz haşlamanın suyu kaşıklanır yalnızca.
Kaçanların kovalandığı gecelerde Yanmışsa keten helvalar, Artık Meyhanelerin berduş bir teranesi olur sonsuza kadar. Şehla kara gözler, Bir türlü denk düşememişse hala buğulu gözlere, Şansı da kalmamıştır artık Kor olup düşer kendi yüreğine.
Zaman kaybetmeden Bir nefes almalı ciğerlere üflenen neyden, Bir yudum püskürtmeli beyne içilen kırmızı meyden, Tennurenin açılması dahi beklenmeden, Birer birer toplanmalı Eteğin kıvrımlarındaki her gizlenen. Gerisi, loş bir sokak köşesinde dem tutmuş meyden, Kana kana içilememiş serhoşluktur Dille damak arasında salına salına gezinen. Belki de boş yere aranıp durulur, “Kaldı mı orta yerde dönen başka bir semazen?”, O da rastlanırsa medet umulan el verecek bir dededen.
Kana girenlerin; Kimi akla kuvvet verir, Kimi yüreğe, Kimi bileğe,... Yaşayanlar beden bulur, Birikenlerin buluştuğu paça duplesinde. Bahtsızlığın rüzgarına kapılıp gidenlere, Baht olur kimbilir, belki de.
Kuşkusuz büyük olunur derilmemişlikle, Azametin, bir adım dahi attırtmayan aczinde. Olsa olsa bir omuzluk iktidardır sonu, Ancak “Güle güle” diyebilecek kadar Arapça bilen Siyah cübbeli o imamın önünde.
“Hoşçakal” rüzgara eşlik ederken, Bir sağanak yeter ortalığı silip süpürmeye, Onca çamura gömülmüş yürünmemiş ayak izine. Hoş sada süzülüp terk ederken pervaz aralıklarından, Değemediği kubbenin tavanındaki Hatlara, gravürlere, Mart ayındaki kızışmış bir erkek Tekirin Nankörlüğünde.
Ondandır; Bir söz olsun diye şimdiden vurmalı çekici taşa Tek kelimelik dahi olsa, Aşıkken Ferhat, Şairken Nazım, Savaşırken Deniz, Gönülken Mevlana niyetine, Ortada ne yağacak yağmur Ne de esecek yel kalır Pabuç bırakmaz yaşanmış densizliklere.
ahb
29.12.2004 “Çamura basmak”
"Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı - Kırmızı" not: Diğer yazılarıma, yandaki GÜNCELERİN TÜMÜ bölümünden yıllık/aylık/tek tek ulaşıp okuyabilirsiniz.
Olunacaksa, Tükürükle sulanmış iki dolgun dudağın arasında Keskin bir ıslık olmalı.
Öyle ki bir solukta; İçinden geçen şarkıları Önce kendinle, sonra yanındakilerle, Hatta yoldan gelip geçen Tanımadıklarınla paylaşabilmeli, Bahçe çitinden yola sarkmış ağaçtaki Kızarmış sulu elmalar gibi.
Nefesinin hamurundaki ıslıkla Yaşamaya, çoşmaya, hüzünlenmeye Onları da davet edebilmeli, Akşamın dar vaktinde Önünden geçtiğin fırının kapı aralığından sızan Taze somun kokusu gibi.
Omuzunla dahi selamlaşmadıklarının Yüreklerine akıttığın o şarkının güftesini, Göğüs kafeslerinin iç duvarlarında Sevişirtirerek söylettirebilmeli, Bir zangoçun ipini çektiği bir Kilise çanı gibi.
Burun kemikleri ince ince sızlarken, Şahitliğini yapmadığın; Öykülerin, sevdaların, acı tatlı anıların Üzerine birikmiş tozlarını alıvermeli, Hamarat bir hizmetçi gibi.
Durup düşün bir kere, Gecenin bir vakti, ıssız o izbe sokakta, Yüreğin nasıl da bir anda kahraman olup çıkmıştı Hatırladın mı ?, Kendin bile kendine hayret ederken hani.
Şimdi hiç vakit kaybetmeden, Önündeki kan kırmızı şaraptan bir yudum al hele, Zira birazdan kuruyacak dudaklarının Buna çok ihtiyacı olacak belki de.
ahb
26.9.2002 “fııyt… ffııyyt…”
"Balık Tutan Şaşı Kedi Sokağı - Mavi"
not: Diğer yazılarıma, yandaki GÜNCELERİN TÜMÜ bölümünden yıllık/aylık/tek tek ulaşıp okuyabilirsiniz.
"Düşünceler,
insanların dillerine vurur.
Bundandır, ben de her sabah
Güneş doğmadan;
akşamdan kalma bu çarpışmalardan
yerlere saçılmış kelimeleri toplarım.
İşte yazdıklarımın tümü bu..."
VITRIOL
-
VITRIOL: Visita Interiora Terræ Rectificando Invenies Occultum Lapidem
Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli
taşı (fel...